|
|
 |
|
Coğrafyacı
Strabon ve eski Ayvalık’lı Rum yazarlar, Ayvalık ve çevresi
hakkında yazmış oldukları kitaplarda, Nasos ve
Pordoseli’den (Poroselini) bahsetmektedirler.
Evstratios Drakos’un “Moshonisia Tarihi” isimli
kitabında Poroselini ve Nasos’un deprem dolayısı ile yer
değiştirmiş olabileceğini, Poroseli’nin
|
 |
| Soğan
Adasında ve Pirgos’ta
da bulunabileceğini yazar. (Soğan adasındaki Poroselini’nin depremle yıkılmasından
sonra, Pirgos adasına taşınmış olabileceğini yazar)
Nasos’un ise Dolap Boğazı mevkiinde olduğunu, kentin yıkılması
ile bina taşlarının buradan alınıp farklı inşaatlarda
kullanıldığını, bina temellerinin ise denizin içinde
kaldığını yazmıştır. |
 |
Soğan Adasında yaptığım araştırmalarda
kitaplarda okuduğum kentin kalıntılarını bir türlü
bulamadım. Dostum Mimar Hasan Suda ve eşi bir sohbet esnasında
Poroselini’nin var olduğunu kendilerinin görmediğini, Soğan
Adasında yaptırılan Turizm Meslek Lisesi inşaatından çıkarılan
toprağın, eski
kent kalıntılarının olduğu |
|
yere dökülmesi nedeniyle, yapılan şikâyet üzerine
okul inşaatının durdurulduğunu söylediler.Üç gün sonra
tarif edilen yere gittim. Soğan Adasının kuzeyinde kısmen
denizin içinde çok muntazam olarak kayalar kesilmiş ve bina
tabanlarını oluşturmuş olduklarını gördüm. Bu kalıntılar
bana tarihi bir kent izlenimi verdi. Dikkatimi çeken kent
tabanının etrafında inşaat taşlarının bulunmamasıydı.
Bu durum Drakos’un yazdığı Poroseli’nin Pirgos’a taşınması
savını doğruluyordu. |
|
Başka bir gün kentin temellerinin topografik ölçümlerini
yaparak, planını çizmek için kalıntılara gittim. Deniz
biraz çekilmiş olmasına rağmen, tabanlar yine su ile kaplıydı.
Kalıntıları incelerken tabanların büyük bir ustalıkla
blok halinde kesilerek taş çıkarılmış olduğunu gördüm.
Dikkatlice incelediğimde buranın bir |
 |
|
kent kalıntısı değil, tarihi bir taş ocağı
olduğu kanaatine vardım. Etraflıca yaptığım incelemeden
sonra bu taşların yeni inşa edilen binaların temellerinde
kullanıldığını fakat daha sonra görünmemeleri için çıkarılarak
güney yöndeki küçük koya atılmış olduklarını
gördüm. Bu taşların kalınlık ölçülerinin Soğan Adasındaki
boşluklara uyması görüşümün doğruluğunu kanıtlamıştı.
Bu taşlar Nasos Kenti kurulurken Soğan
Adasındaki taş ocağından çıkarılarak kent inşaatında
kullanılmıştı. Zaten o sarı Soğan Adası taşlarını
Nasos Kenti kalıntılarında görmek mümkün ama Soğan Adasında
ne bir inşaat taşı ne tuğla nede kiremit parçası görmek
olanaksız.
Tarihi Aiol kentlerinin kurulmuş
olduğu yer ve yöreler dikkatle incelediğimizde, iki şeye
dikkat ettiklerini görüyoruz, biri su diğeri de
ekilebilecek arazinin bulunmasıdır. Soğan Adası ise ne su
nede ekilebilecek araziye sahiptir. Yani kent kurulması için
hiçbir özelliğe sahip değildir. Ada bir taş kütlesidir.
Adanın doğu yönünden ana karaya
500 metre
, batı yönünden de Moshonisia’ya
(Alibey Adası)
100 metre
ara vardır. Adanın her iki tarafında ekilebilecek arazi ve
su çıkma olasılığı varken bir taş kütlesi üzerinde
kent kurulduğunu düşünmek pek gerçekçi değildir.
Yöremizde Heredot’un dediği gibi
Yüzadalar’da İ.Ö. iki kent kurulmuştur. Bunlardan biri
Alibey Adası doğusunda köprü çevresinde Nasos kenti, diğeri
de Maden Adasının kuzeydoğusundadır. Bu iki kentinde aynı
depremle yok olduğuna inanıyorum. Her iki kentte depremle
denize kaymıştır.
Ali ONAY (2005 Kasım) Kişisel
Görüşme |
|
|

|
         |
|