Telif Hakları © 2006.
Oğuz Savaş UYSAL
Webmaster:Hasan Barış ÖZDOĞAN

 Coğrafyacı Strabon ve eski Ayvalık’lı Rum yazarlar, Ayvalık ve çevresi hakkında yazmış oldukları kitaplarda, Nasos ve Pordoseli’den (Poroselini) bahsetmektedirler.  Evstratios Drakos’un “Moshonisia Tarihi” isimli kitabında Poroselini ve Nasos’un deprem dolayısı ile yer değiştirmiş olabileceğini, Poroseli’nin

Soğan Adasında ve  Pirgos’ta da bulunabileceğini yazar. (Soğan adasındaki Poroselini’nin depremle yıkılmasından sonra, Pirgos adasına taşınmış olabileceğini yazar) Nasos’un ise Dolap Boğazı mevkiinde olduğunu, kentin yıkılması ile bina taşlarının buradan alınıp farklı inşaatlarda kullanıldığını, bina temellerinin ise denizin içinde kaldığını yazmıştır.

Soğan Adasında yaptığım araştırmalarda kitaplarda okuduğum kentin kalıntılarını bir türlü bulamadım. Dostum Mimar Hasan Suda ve eşi bir sohbet esnasında Poroselini’nin var olduğunu kendilerinin görmediğini, Soğan Adasında yaptırılan Turizm Meslek Lisesi inşaatından çıkarılan toprağın,  eski kent kalıntılarının olduğu

yere dökülmesi nedeniyle, yapılan şikâyet üzerine okul inşaatının durdurulduğunu söylediler.Üç gün sonra tarif edilen yere gittim. Soğan Adasının kuzeyinde kısmen denizin içinde çok muntazam olarak kayalar kesilmiş ve bina tabanlarını oluşturmuş olduklarını gördüm. Bu kalıntılar bana tarihi bir kent izlenimi verdi. Dikkatimi çeken kent tabanının etrafında inşaat taşlarının bulunmamasıydı. Bu durum Drakos’un yazdığı Poroseli’nin Pirgos’a taşınması savını doğruluyordu.

Başka bir gün kentin temellerinin topografik ölçümlerini yaparak, planını çizmek için kalıntılara gittim. Deniz biraz çekilmiş olmasına rağmen, tabanlar yine su ile kaplıydı. Kalıntıları incelerken tabanların büyük bir ustalıkla blok halinde kesilerek taş çıkarılmış olduğunu gördüm. Dikkatlice incelediğimde buranın bir

kent kalıntısı değil, tarihi bir taş ocağı olduğu kanaatine vardım. Etraflıca yaptığım incelemeden sonra bu taşların yeni inşa edilen binaların temellerinde kullanıldığını fakat daha sonra görünmemeleri için çıkarılarak güney yöndeki küçük koya atılmış olduklarını gördüm. Bu taşların kalınlık ölçülerinin Soğan Adasındaki boşluklara uyması görüşümün doğruluğunu kanıtlamıştı.
     Bu taşlar Nasos Kenti kurulurken Soğan Adasındaki taş ocağından çıkarılarak kent inşaatında kullanılmıştı. Zaten o sarı Soğan Adası taşlarını Nasos Kenti kalıntılarında görmek mümkün ama Soğan Adasında ne bir inşaat taşı ne tuğla nede kiremit parçası görmek olanaksız.
     Tarihi Aiol kentlerinin kurulmuş olduğu yer ve yöreler dikkatle incelediğimizde, iki şeye dikkat ettiklerini görüyoruz, biri su diğeri de ekilebilecek arazinin bulunmasıdır. Soğan Adası ise ne su nede ekilebilecek araziye sahiptir. Yani kent kurulması için hiçbir özelliğe sahip değildir. Ada bir taş kütlesidir.
    Adanın doğu yönünden ana karaya 500 metre , batı yönünden de Moshonisia’ya  (Alibey Adası) 100 metre ara vardır. Adanın her iki tarafında ekilebilecek arazi ve su çıkma olasılığı varken bir taş kütlesi üzerinde kent kurulduğunu düşünmek pek gerçekçi değildir.
    Yöremizde Heredot’un dediği gibi Yüzadalar’da İ.Ö. iki kent kurulmuştur. Bunlardan biri Alibey Adası doğusunda köprü çevresinde Nasos kenti, diğeri de Maden Adasının kuzeydoğusundadır. Bu iki kentinde aynı depremle yok olduğuna inanıyorum. Her iki kentte depremle denize kaymıştır.

                                                               Ali ONAY (2005 Kasım)  Kişisel Görüşme